1 Soru – 1 Cevap

Soru

Türkiye de mukim (A) firması, yurt dışında mukim (B) firmasına 2018 takvim yılında 1.000.000,00-TL’ lik ihracat yapmıştır.  Mukim (B) firmasının ülkesi 2018 yılında işgal altına alınmış olup (A) firması alacağı olduğu 1.000.000,00-TL tutarındaki tahsili imkânsız hale gelmiştir. (A) firması ilgili ülke mevzuatına göre (B) firmasına dava açmış ve 4.000,00-TL mahkeme harcı ödemiştir. Bu itibarla mukim (A) firması yargılama giderlerinin indirim konusu yapabilir mi? Tahsil edilemeyen ihracat bedeli için şüpheli ticari alacak karşılığı ayırabilir mi?

Cevap

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38. Maddesinde; Ticari kazancın tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41’inci maddeleri hükümlerine uyulur.” hükümleri yer almaktadır.

Aynı Kanunun “İndirilecek Giderler” başlıklı 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının; (1) numaralı bendinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin, (3) numaralı bendinde ise işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye, ilam veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların, safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği belirtilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Şüpheli Alacaklar” başlıklı 323 ncü maddesinde; “Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;

1- Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;

2-Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar; şüpheli alacak sayılır.

Yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.

Bu hükme göre, ticari kazancın elde edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili olarak dava veya icra safhasında bulunan alacakların şüpheli alacak sayıldığından yukarıda belirtilen şartları taşıyan alacaklar için karşılık ayrılması mümkün bulunmakta olup, bu şartlardan herhangi birisinin mevcut olmaması halinde ise şüpheli alacak kaydına imkan bulunmamaktadır. Alacağın yurt içinden veya yurt dışından olması bir önem taşımadığından yurt dışından olan alacaklar için de bu madde hükümleri geçerlidir.

Dolayısıyla, mahkemeye dava veya icra merciine takip dilekçesinin verilmiş olması, alacağın dava veya icra safhasına intikal ettiğini gösterir. Yurt dışından olan alacakların şüpheli hale geldiğinin ispatlanabilmesi için ticari iş yapılan firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya icra takibinde bulunulması gerekmektedir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre mahkeme kararına istinaden şirket tarafından ödenecek yargı harcının işle ilgili olması şartıyla fiilen ödendiği tarih itibarıyla kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilir.

Yurt dışından olan ve tahsil edilemeyen alacaklar için ise iş yaptığınız firmanın mukim olduğu ülkenin mahkemelerinde dava açılması veya ilgili ülkenin icra mevzuatı uyarınca icra takibine başlanılması halinde alacağın Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesine göre şüpheli hale geldiği kabul edilebilecek olup söz konusu takiplere başlanıldığı hesap döneminde karşılık ayrılması mümkün bulunmaktadır.

Kaynaklar:

213 sayılı Vergi Usul Kanunu Md. 323

03.10.2018 tarih ve 62030549-125[6-2015/356]-881164 sayılı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Özelgesi

UYARI: Yayınlanan köşe yazısı veya haberin tüm hakları yazara ve www.verginame.com sitesine aittir.  “www.verginame.com ” internet sitesi kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here