İNTERNET FENOMENLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ

  1. Giriş

İnternet kullanımının yaygınlaşması ile birlikte birçok sosyal medya paylaşım sitesi her gün milyarlarca kişinin giriş yaptığı platformlar haline gelmiştir. Bu gibi sitelerde her gün milyarlarca paylaşım yapılmakta ve binlerce hatta milyonlarca takipçisi olan kişiler sayfalarını bir reklam alanı ve ticarethane olarak kullanmaktadırlar. Takipçi sayılarına göre tek bir reklam almaları karşılığında bile çok yüksek tutarlar kazanan bu kişilerin vergilendirilmesi konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığı birçok çalışma yürütmektedir.

Sosyal medya fenomenlerinin, gerçek ve tüzel kişilere ait reklamları sosyal medya hesapları üzerinden yayımlamaları karşılığında elde edecekleri gelir, yapılan anlaşmaya bağlı olarak değişmektedir. Elde edilecek gelir, fenomenin paylaştığı fotoğraf başına göre belli bir bedel üzerinden anlaşılarak veya sabit bir bedel öngörülmeden ulaşılan kişi sayısına, tıklanma sayısına ve fenomenin takipçi sayısına göre belirlenmektedir.

Aşağıda sosyal medya fenomenlerinin nasıl vergilendirilmesi gerektiği konusundaki düşüncelerimiz Vergi Usul Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ve Katma Değer Vergisi Kanunu açısından değerlendirilerek açıklanmaya çalışılmış; ayrıca sosyal medya fenomenlerinin vergilendirilmesi konusunda vergi mevzuatında yapılan düzenlemelere yer verilmiştir.

  1. Vergi Usul Kanunu Açısından Değerlendirme

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 156’ncı maddesinde işyerinin tanımı yapılmıştır. Söz konusu maddeye göre; ticari, sınaî, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınaî, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir.

Söz konusu maddede alışıldık işyerleri sayıldıktan sonra “gibi” ifadesi kullanılarak işyeri tanımının kapsamı isabetli bir şekilde geniş tutulmuş ve esas olanın faaliyetin icrasına tahsis edilen yahut faaliyette kullanılan yer olduğu vurgulanmıştır.

Yukarıdaki madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, işyerinin tanımı yapılırken, ticari sinai, zirai ve mesleki faaliyetin yapılması ve yürütülmesinde kullanılan yerlerin neler olabileceği nitelenmiş ve tanımda belirtilen yerlerle sınırlandırılmamıştır. Bu nedenle, elektronik ortamda yapılan bu tür faaliyetler için iletişim amacıyla kullanılan yerin işyeri olarak kabul edilmesi mümkün bulunmaktadır.[1] 

Dolayısıyla önemli olan ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetin yapılmasına veya yürütülmesine elverişli bir yer olmasıdır. Bu anlamda elektronik ortamda yapılan ticari faaliyet için de işyerinden söz edilebilir. Zira faaliyet yapılan yer iletişim sağlayan bilgisayar ve internet ortamıdır.

Yukarıda yer alan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, fenomenlerin paylaşım yaptıkları sosyal medya hesaplarının işyeri olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

  1. Gelir Vergisi Açısından Değerlendirme

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinde; “Gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tâbidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.” denilerek gelir vergisinin konusu açıklanmıştır. Aynı kanunun 37’nci maddesinde ise ticari kazancın tanımı yapılmış olup; her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca bir kazancın ticari kazanç olarak vergilendirilebilmesi için, emek, sermaye, devamlılık, organizasyon, hacim gibi unsurlara sahip olması gerekmektedir.

Devamlılık unsuru, bir hesap dönemi içinde aynı veya ayrı faaliyet alanlarında ticari mahiyet arz eden işlemlerin birden fazla yapılmasını ifade etmektedir. Aynı hesap döneminde tek işlem nedeniyle ticari faaliyetin devamlılık unsurunun oluştuğunu kabul etmek mümkün olmamakla birlikte, faaliyetin organizasyon gerektirmesi veya amacının ticari olması durumunda devamlılık unsurunun varlığı kabul edilir.

 Ticari organizasyon ise sermaye tahsisi, işyeri açılması, personel istihdamı, ticaret siciline kaydolmak gibi unsur ve şartlardan tümü veya bir kısmı yerine getirilmek suretiyle belirli şekilde kurulmuş olacaktır. Bu takdirde bu organizasyon içinde bir takvim yılında veya iki veya üç yılda tek bir işlem yapılmış olsa dahi ticari faaliyetin varlığı kabul edilecektir.

Yukarıda yer alan açıklamalar dikkate alındığında, sosyal medya üzerinden gerçek veya tüzel kişilere ait reklamların verilmesi karşılığında fenomenlerin elde ettiği gelirin ticari kazanç olarak vergilendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu durumun sebepleri aşağıda sıralanmıştır:

-Fenomenlerin yaptıkları sosyal medya paylaşımları sonucu elde ettikleri gelirin reklam geliri olması ve söz konusu gelirin GVK’nın 37’nci maddesinde yer alan ticari kazancın tarifine uyması,

-Sosyal medya üzerinden paylaşım yapılabilmesi için kamera, mikrofon, montaj programı gibi teçhizat ve ekipmana ihtiyaç duyulması ve söz konusu ihtiyaçların karşılanması için belli bir sermaye ve organizasyon yapısı gerekmesi,

-Sosyal medya paylaşımlarının sürekli veya belli periyotlarda yapılmasından dolayı devamlılık unsurunun gerçekleştiği,

Sonuç olarak; sosyal medya fenomenlerinin sosyal medya paylaşımları dolayısıyla elde ettikleri gelirin ticari kazanç olarak vergilendirilmesi ve gelir vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Bu kapsamda sosyal medya fenomenlerine bağlı bulunacakları vergi dairesi tarafından gelir vergisi mükellefiyeti açılmalıdır.[2]

Fenomenin elde ettiği gelirin doğrudan para olmayan ancak parasal değere sahip bir menfaat olması durumunda ise emsal bedel[3] uygulaması kullanılarak söz konusu menfaatlerin ticari kazanç olarak vergilendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu uygulamada; ürün veya hizmetin fenomene deneme amaçlı veya tek kullanımlık olarak verilmesi durumunda promosyon olarak değerlendirilerek vergilendirilmemesi gerektiği düşünülmektedir.

Öte yandan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/1’inci maddesinde, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin ticari kazançtan indirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda işin devamı için gerekli olan harcamaların sosyal medya reklamcılığı alanında nasıl uygulanacağı da önem arz etmektedir. Nitekim bir sosyal medya fenomeninin yapacağı reklamlarda kullanacağı eşyalar için harcamada bulunması durumunda söz konusu harcamaları ticari kazançtan indirmesi gerekmektedir. Örneğin saç boyası tanıtımı yapan bir fenomen saç boyasının maşa ile akıp akmadığını test etmek amacıyla maşa almak için yaptığı harcamayı ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapması gerekmektedir.

Ayrıca fenomen, yaptığı sosyal medya paylaşımları için gerekli olan kamera, mikrofon, montaj programı gibi teçhizat ve ekipmanlara da amortisman ayırarak bu suretle itfa etmelidir.[4]

  1. Katma Değer Vergisi Açısından Değerlendirme

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinde Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olacağı; 4’üncü maddesinde hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu; 6’ncı maddesinde hizmetin Türkiye’de yapılması veya hizmetten Türkiye’de faydalanılması durumunda işlemin Türkiye’de gerçekleştiğinin kabul edileceği; 8’inci maddesinde mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanların katma değer vergisinin mükellefi olacağı; 10’uncu maddesinde mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde vergiyi doğuran olayın malın teslimi veya hizmetin yapılması anında meydana geleceği; 20’nci maddesinde ise teslim ve hizmet işlemlerinde katma değer vergisi matrahının bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedel olduğu hüküm altına alınmıştır.

Sosyal medya fenomenleri, sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımlar aracılığı ile gerçek ve tüzel kişilere reklam verme hizmeti sunmaktadırlar. Bu kapsamda, ticari faaliyet çerçevesinde yapılan hizmetlerin katma değer vergisine tabi olması gerektiği hüküm altına alındığından fenomenlerin elde ettikleri gelirin katma değer vergisine tabi olması gerekmektedir. Bu durumda fenomenler katma değer vergisi mükellefi olacaklar, reklam verme hizmeti karşılığında aldıkları nakdi ve ayni[5] bedeller de katma değer vergisinin matrahını oluşturacaktır.

Fenomenler, sosyal medya paylaşımları aracılığıyla gerçek ve tüzel kişilere ait reklamları yayımlamaları karşılığında elde edecekleri bedel üzerinden % 18 oranında katma değer vergisi hesaplayarak vergilendirme dönemleri itibariyle verecekleri katma değer vergisi beyannamelerinde “Hesaplanan KDV” olarak beyan edeceklerdir. Buna karşın işin devamı için gerekli olan ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesine göre ticari kazancın tespitinde gider olarak kabul edilen harcamalara ilişkin katma değer vergilerini ise “İndirilecek KDV” olarak beyan edecekler ve yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirebileceklerdir.

  1. Yapılan Kanuni Düzenlemeler

Yazımızın giriş bölümünde de bahsedildiği üzere sosyal medya fenomenlerinin vergilendirilmesi konusunda vergi idaresi tarafından birçok çalışma yürütülmektedir. Bu çalışmalar kapsamında somut bir adım atılmış ve 18.12.2018 tarih ve 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı 19.12.2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Söz konusu Karar ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin birinci fıkrasında sayılanlara internet ortamında verilen reklam hizmetleri vergi kesintisi kapsamına alınmış olup 01/01/2019 tarihinden itibaren yapılacak ödemelere uygulanmak üzere, bu hizmetlere ilişkin olarak hizmeti verenlere veya internet ortamında reklam hizmeti verilmesine aracılık edenlere yapılan ödemelerden, ödeme yapılan kişilerin mükellef olup olmamasına bakılmaksızın vergi kesintisi yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Vergi kesintisi oranı ise % 15 olarak belirlenmiştir. Örnek olarak gerçek kişilerden (internet fenomeni, youtuber vb.) veya yabancı kurumlardan (dar mükelleflerden) internette reklam, tanıtım hizmeti alınır ise 01/01/2019 tarihinden itibaren yapılacak ödemelerden %15 vergi tevkifatı yapılacaktır. Ancak reklam, tanıtım hizmeti tam mükellef kurumlardan alınır ise %0 vergi tevkifatı yapılır.

Yukarıda yer alan düzenleme, fenomenlerin sosyal medya paylaşımları dolayısıyla elde ettikleri gelirlerin vergilendirilmesi konusunda önemli bir gelişme olarak görülmektedir. Düzenlemeye göre, fenomenler henüz mükellefiyet kaydı açtırmamış olsalar dahi, elde ettikleri kazançlar üzerinden ödemeyi yapan tarafından % 15 oranında vergi kesintisi yapılacaktır. Mükellefiyet kaydı bulunan fenomenler ise, kazançlarından tevkifat suretiyle kesilen vergiyi beyan edecekleri yıllık gelir vergisinden mahsup edebileceklerdir.

  1. Sonuç

İnternet kullanımının ve sosyal medya sitelerinin yaygınlaşması ile birlikte sosyal medya üzerinden yapılan reklam verme hizmetlerinde büyük bir artış görülmektedir. Televizyon, radyo ve gazete reklamlarından ziyade sosyal medya üzerinden yapılan reklamlar daha fazla kişiye ulaşmakta ve tüketiciler nezdinde daha büyük etkileri olmaktadır. Nitekim sosyal medya üzerinde milyonlarca takipçisi olan fenomenlerin takipçilerini etkileme gücü çok fazladır. Bu sayede fenomenler sosyal medya üzerinden yaptıkları reklam ve tanıtımlar aracılığıyla çok büyük gelirler elde etmeye başlamışlardır. Bu gelirlerin vergilendirilmesi ise vergilendirmede adalet ve eşitlik ilkesi gereği büyük önem arz etmektedir.

Yazımızın önceki başlıklarında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere kanaatimizce, sosyal medya fenomenlerinin yaptıkları faaliyetin reklam verme hizmeti olduğu, süreklilik arz ettiği ve belli bir organizasyon yapısı gerektirdiğinden gelir vergisine tabi tutulması; ayrıca elde edecekleri gelir üzerinden katma değer vergisi hesaplayarak beyan etmeleri gerektiği düşünülmektedir.

Ayrıca 18.12.2018 tarih ve 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan düzenlemeyle birlikte sosyal medya fenomenlerinin vergi mükellefi olup olmadıklarına bakılmaksızın kazançları üzerinden % 15 oranında vergi kesintisi yapılması vergi güvenliği açısından çok önemli bir gelişme olarak görülmektedir.

 

[1] 20/03/2006 tarih ve B.07.1.GİB.0.44/4402-302/019262 sayılı özelge

[2] NACE Kodu olarak; 731101-Reklam ajanslarının faaliyetleri. (Kullanılacak medyanın seçimi, reklamın tasarımı, sözlerin yazılması, reklam filmleri için senaryonun yazımı, satış noktalarında reklam ürünlerinin gösterimi ve sunumu vb.) kullanılması gerektiği düşünülmektedir.

[3] 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Emsal Bedeli ve Emsal Ücreti” başlıklı 267’nci maddesi hükümleri göz önüne alınmalıdır.

[4] Değeri amortisman ayırma haddini aşmayan teçhizat ve ekipman amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir.

[5] Bedelin mal, menfaat, hizmet gibi paradan başka değerler olması halinde katma değer vergisi matrahı emsal bedel ölçüsü tatbik edilerek bulunacaktır. (3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu Madde 27)

Hazırlayanlar: Yunus ÖZER (Vergi Müfettişi)

Hüseyin BİLGİN (Vergi Müfettişi)

NOT: Bu makalede yer alan görüşler yazarların kişisel görüşleri olup Hazine Ve Maliye Bakanlığı’nın resmi görüşleri değildir.

UYARI: Yayınlanan köşe yazısı veya haberin tüm hakları yazara ve www.verginame.com sitesine aittir.  ” www.verginame.com ” internet sitesi kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here