1. KDV’de Yeni Bir Vergilendirme Usulü: “Hasılat Esaslı Vergileme”

Günümüzde çoğu devletin sorunu olan vergi kayıp ve kaçağı olgusu, ülkemizde de en büyük sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm dünya ekonomileri için olumsuzluk teşkil eden bu durum karşısında ülkeler, vergi kayıp ve kaçakları olgusu ile mücadele etmek ve tedbirler almak zorunda kalmıştır. Bu tedbirlerin başında vergi denetimleri gelmektedir. Vergi kayıp ve kaçağının ( kayıt dışı ekonominin ) tamamen önüne geçmek ya da bu olguyu dengede tutmak için vergi denetimlerinin yanı sıra kanuni düzenlemeler de yapılmaktadır. Yapılan kanuni düzenlemelerden birisi de 7104 sayılı kanunla 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 38. maddesine eklenen “Hasılat Esaslı Vergilendirme” düzenlemesidir. 01.01.2019 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiş olan hasılat esaslı vergilendirme; Katma Değer Vergisi Kanununun temelini oluşturan indirim mekanizmasından farklı ve alışılagelmişin dışında olan bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazımda hasılat esaslı vergilendirmeyi avantajlarını, dezavantajlarını örneklerle ve ana hatlarıyla bahsetmek istiyorum.

Bilindiği üzere katma değer vergisi; mal ve hizmet teslimlerinde, mal ve hizmet teslim alanın, teslim edene ödediği vergi türüdür. Malın üretiminden tüketimine kadar geçen süre içinde kazandığı katma değer üzerinden alınan bir vergidir. Bu doğrultuda KDV, Gelir ve Kurumlar Vergileri sisteminin vergilendiremediği gelirleri harcamalar sırasında en geniş şekilde kavrayabilmektedir.

Katma Değer Vergisi Kanununun temelini oluşturan indirim mekanizması 3065 sayılı KDV Kanununun 29. ve müteakip maddelerinde açıklanmıştır. Buna göre mükellefler; yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden Hesaplanan KDV’den faaliyetlerine ilişkin olarak yurt içinden veya ithal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen KDV’yi kanunda aksine bir hüküm olmadıkça aşağıda saymış olduğumuz unsurlar dahilinde;

  • Kendilerine yapılan gerçek bir mal ve hizmet teslimi olmalı,
  • Fatura ve benzeri vesikalarda KDV’yi göstermeli,
  • İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde indirebilirler. Aradaki pozitif farkı vergi idaresine ödemekle mükelleftirler.

Ancak hasılat esaslı vergilendirme yukarıda bahsettiğimiz indirim mekanizmasının yerine düşünülmüş bir vergilendirme yöntemidir. Görece daha küçük işletmelerin indirim mekanizmasını kullanmadan, basitleştirilmiş ve sabit bir düşük oran hasılatlarına uygulanmak suretiyle KDV’ nin hesaplanması rejimidir. Bu yöntemin neleri kapsadığını aşağıda başlıklar halinde sıralayalım.

  1. Hasılat Esaslı Vergilendirme Kimleri Kapsar Ve Zorunlu Bir Uygulama Mıdır?

KDV 38. Maddesine göre; “Ticari kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilenler ile mesleki kazancı serbest meslek kazanç defterine göre tespit edilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen sektör ve meslek grupları kapsamında yer alanlar, talep etmeleri halinde vergiye tabi işlemlerin karşılığını teşkil eden (katma değer vergisi dâhil) bedel üzerinden, bu Kanunun 28 inci maddesi uyarınca belirlenen en yüksek oranı geçmemek üzere, Cumhurbaşkanınca ilgili sektör veya meslek grubu için belirlenen oran uygulanmak suretiyle hesapladıkları katma değer vergisini, indirilecek katma değer vergisi ile ilişkilendirmeksizin beyan ederek öderler.

Cumhurbaşkanı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini, sektörler ve meslek grupları itibarıyla belirleyeceği yıllık iş hacimlerine göre hasılat esaslı vergilendirme usulü kapsamına almaya, Maliye Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir” şeklindedir.  Madde metninden anlaşılacağı üzere;

  • Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen sektör ve meslek grupları kapsamında yer alan İşletme Hesabına göre vergilendirilen mükellefler,
  • Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen sektör ve meslek grupları kapsamında yer alan Serbest Meslek Erbapları,
  • Cumhurbaşkanı yetkisiyle çıkacak bir kararname ile bilanço esasına göre defter tutan Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefleri,

talep etmeleri halinde hasılat esaslı vergilendirmeden faydalanabileceklerdir. Ancak bu vergilendirme ihtiyari bir uygulama olup isteyen mükellefler indirim mekanizmasından faydalanmaya devam edebileceklerdir. Ayrıca hasılat esaslı vergilendirme usulüne geçen mükellefler, iki yıl geçmedikçe bu usulden çıkamazlar. 

  1. Hasılat Esaslı Vergilendirme Usulünün Uygulanma Şekli

KDV 38. Maddesine göre; “…vergiye tabi işlemlerin karşılığını teşkil eden (katma değer vergisi dâhil) bedel üzerinden, bu Kanunun 28 inci maddesi uyarınca belirlenen en yüksek oranı geçmemek üzere, Cumhurbaşkanınca ilgili sektör veya meslek grubu için belirlenen oran uygulanmak suretiyle hesapladıkları katma değer vergisini, indirilecek katma değer vergisi ile ilişkilendirmeksizin beyan ederek öderler.

Birinci fıkra kapsamında hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre vergilendirilen mükellefler, kazançlarının tespitinde kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisi ile hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre beyan ederek ödedikleri katma değer vergisini işlemin mahiyetine göre gider veya maliyet, yaptıkları teslim ve hizmetler dolayısıyla hesapladıkları katma değer vergisini gelir olarak dikkate alırlar.” Şeklindedir. Madde metninden anlaşılacağı üzere özetle;

  • Cumhurbaşkanı kararnamesi ile ilgili sektör veya meslek grupları tespit edilip bunların vergilendirileceği bir oran belirlenmelidir. Belirlenen oran üzerinden hesaplanan KDV beyan edilip ödenecektir.
  • Yüklendiği KDV’ yi (191.İndirilecek KDV) indirim konusu yapamayacaktır.
  • Ancak yüklendiği KDV’yi ve Cumhurbaşkanı kararnamesi ile belirlenen oran üzerinden hesaplanan KDV işlemin mahiyetine göre gider veya maliyet yapılabilecektir.
  • Ayrıca yaptıkları teslim ve hizmetler dolayısıyla hesapladıkları katma değer vergisini gelir olarak dikkate alırlar.

Bu durumu karşılaştırmalı bir örnek ile açıklayacak olursak şu şekilde olacaktır:

Örneğin: İşletme Hesabına göre vergilendirilen berberlerin yaptıkları hizmet karşılığında talep etmeleri halinde Hasılat Esasına göre vergilendirilecekleri ve elde ettikleri hasılat tutarına %5 vergi oranı uygulanacağının Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile belirlendiği varsayılmıştır. Mükellefin yaptığı berberlik faaliyetinden 10.000,00-TL hasılat elde ettiği ve bu hasılatı elde etmek için yaptığı masrafların 5.000,00-TL olduğu varsayımından hareketle vergi idaresine ödeyeceği KDV ile GV’nin ne kadar olduğunu hesaplayalım. (KDV Oranı:%18, GV Oranı:%15 alınacaktır.)

Hasılat 10.000,00
KDV (%18) 1.800,00
Toplam: 11.800,00
Yüklenilen KDV (5.000,00 x 0,18) 900,00
Hasılat Esasına göre Ödenmesi Gereken KDV

(11.800,00 x 0,05)

590,00
Ödenmesi Gereken GV

[(10.000,00 + 1.800,00) – (5.000,00 – 900,00* – 590,00*) x 0,15]

*Yüklenilen KDV ve Hasılat Esasına göre ödenen KDV’nin gider yazılması durumu

796,50
Toplam Ödenen Vergi 1.386,50

 

Mükellefin Hasılat Esaslı Vergilendirme yöntemini seçmemesi halinde ise vergi idaresine ödeyeceği toplam vergi tutarı aşağıdaki gibi hesaplanacaktır:

Hasılat 10.000,00
Hesaplanan KDV (10.000,00 x 0,18) 1.800,00
Maliyet 5.000,00
İndirilecek KDV (5.000,00 x 0,18) 900,00
Ödenecek KDV (Hesaplanan KDV – İndirilecek KDV) 900,00
Ödenmesi Gereken GV

[(10.000,00 – 5.000,00) x 0,15]

750,00
Toplam Ödenen Vergi 1.650,00

 

Örnekten de anlaşılacağı üzere Hasılat Esaslı Vergilendirme yöntemini seçen mükellefin toplamda daha az vergi ödediği görülecektir.

7/2/2019 tarihli ve 30679 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 718 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilk defa Hasılat Esaslı Vergilendirme Usulü hayata geçmiş olmaktadır. Bu kararnameye göre; büyükşehir belediyeleri ve belediyeler tarafından ruhsat verilen, toplu taşıma hatlarını kiralayan, toplu taşıma hizmetinin hizmet satın alma yoluyla yerine getirilmesi halinde bu hizmeti sunan ve gelirlerinin tamamını elektronik ücret toplama sistemleri aracılığıyla tahsil eden otobüs işletmelerinin, münhasıran il sınırları içinde otobüsle yapmış olduğu toplu taşıma faaliyetinin KDV yönünden hasılat esaslı vergilendirme usulüne tabi tutulması öngörülmüştür.

Bu mükelleflerden talep edenler, il sınırları içerisindeki taşıma faaliyetine ilişkin tahsil ettikleri KDV dâhil bedel üzerinden %1,5 oranında hesaplanacak KDV’yi, herhangi bir indirim yapmaksızın beyan edip ödeyeceklerdir. Hasılat esaslı vergilendirmeyi talep eden mükellefler, tahsil ettikleri bedellere ait KDV tutarını gelir olarak dikkate alacaktır. Faaliyetlerine ilişkin satın aldıkları (yakıt, lastik, yedek parça, bakım, onarım giderleri gibi) mal ve hizmetlere ödedikleri KDV ile hasılat esaslı vergilendirme dolayısıyla vergi dairesine ödedikleri %1,5 oranındaki KDV’yi ise işlemin mahiyetine göre gider veya maliyet olarak dikkate alacaklardır.

Hasılat esaslı vergileme kapsamına giren otobüs ibaresi, sürücü dâhil en az 18 oturma yerine sahip olan otobüs ruhsatını haiz araçları ifade etmektedir. Ayrıca gelirlerinin tamamını elektronik ücret toplama sistemi ile tahsil eden otobüs işletmeleri (İstanbul’da Akbil ile seyahat edilen özel halk otobüsleri, Ankara’da beyaz renkli midibüsler gibi) uygulama kapsamına alınmış olup, elektronik ücret toplama sistemine dahil olmayan (Ankara’da para ile binilen mavi halk otobüsleri gibi) taşımacılar hasılat esaslı vergileme kapsamına girmemektedir.

Mükelleflerin hasılat esaslı vergilemeden yararlanabilmeleri için, sadece yukarıda belirlenen şartlar dâhilinde şehir içi yolcu taşımacılığı yapmaları gerekmektedir. Bu faaliyetinin yanı sıra kapsama girmeyen başka faaliyetleri de bulunan mükelleflerin hasılat esaslı vergilemeye tabi olması mümkün değildir.

Belediyelerin otobüs işletmeleri ile doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin %51 veya daha fazlası belediyelere ait şirketler bu uygulamadan yararlanmayacaktır.

KDV Kanunu’nun 7104 sayılı Kanun ile ihya edilen 38. maddesi kapsamında yukarıda belirtilen şartlar dâhilinde hasılat esaslı vergileme uygulaması, Kararın yayımını izleyen ay başı olan 1 Mart 2019 tarihinde yürürlüğe girecektir.[1]

  1. Hasılat Esaslı Vergilendirme Usulünün Avantajları Ve Dezavantajları
Avantajları Dezavantajları
Daha sade ve kolay uygulanabilmesi, İlgili sektör veya meslek grupları doğru be­lirlenemeyebilir.
Düz, sabit oranlı bir KDV rejimi olması, Yüklenilen KDV’si yüksek olan mükellefler için Hasılat Esaslı Vergilendirme Usulü de­zavantajlı olabilir.
Daha az vergi ödenebilecek olması, Hasılat oranına uygulanacak olan oranın Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yük­sek belirlenmesi halinde hesaplanan vergi, indirim mekanizması (eski sistem uygulanması halinde) uygulanarak hesaplanan vergiden yüksek çıka­bilir.*
Maliyetleri ve yüklendiği KDV’yi arttırmak amacıyla sahte fatura kullanan mükelleflerin Hasılat Esaslı Vergilendirme yöntemini seçmesi halinde daha az vergi ödeyebileceklerdir. Bu nedenle sahte fatura bulma yoluna gidil­mesinin de azalabilecek olması, Hasılat Esaslı Vergilendirme Usulünü seçen mükelleflerin hesapladıkları KDV düşük çı­kabilecekken Gelir Vergisi yüksek çıkabilir. Bu nedenle mükellefin toplamda ödeyeceği vergi yükselebilir.
Daha az vergi ödeneceğinden vergi kayıp ve kaçağı olgusunun minimuma indirilebilmesi, Hizmet sektöründe faaliyet gösteren mükel­leflerin yüklenimleri (maliyetleri) düşük ola­bilecekken mal alım-satımı yapan mükellef­lerin yüklenimleri (maliyetleri) yüksek olabi­lecektir. Bu nedenle ödeyecekleri KDV açı­sından Hasılat Esaslı Vergilendirme Usulünü seçen hizmet sektöründeki mükellefler deza­vantajlı olabilecekken mal alım-satımı yapan mükellefler avantajlı olabilir.
Hasılat Esaslı Vergilendirme Usulünü seçmek ihtiyari olması, Bölgelere göre aynı hizmet sektöründe faaliyet gösteren mükel­leflerin hasılat tutarları farklılık gösterebilmektedir. Örneğin; Ankara ilinin Çankaya ilçesinde hizmet veren berberin kestiği saç için aldığı ücret ile Sincan’da bulunan berberin aldığı ücret farklı olabilecektir. Hasılatı yüksek olan yüksek vergi ödeme de­zavantajına sahip olabilecektir.

 

* Hasılat Esaslı Vergilendirme Usulünün dezavantajlı kısmına örnek verecek olursak; İşletme Hesabına göre vergilendirilen berberlerin yaptıkları hizmet karşılığında talep etmeleri halinde Hasılat Esasına göre vergilendirilecekleri ve elde ettikleri hasılat tutarına %10 vergi oranı uygulanacağının Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile belirlendiği varsayılmıştır. Mükellefin yaptığı berberlik faaliyetinden 10.000,00-TL hasılat elde ettiği ve bu hasılatı elde etmek için yaptığı masrafların 5.000,00-TL olduğu varsayımından hareketle vergi idaresine ödeyeceği KDV ile GV’nin ne kadar olduğunu hesaplayalım. (KDV Oranı:%18, GV Oranı:%15 alınacaktır.)

Hasılat 10.000,00
KDV (%18) 1.800,00
Toplam: 11.800,00
Yüklenilen KDV (5.000,00 x 0,18) 900,00
Hasılat Esasına göre Ödenmesi Gereken KDV (11.800,00 x 0,10) 1.180,00
Ödenmesi Gereken GV

[(10.000,00 + 1.800,00) – (5.000,00 – 900,00 – 1.180,00) x 0,15]

708,00
Toplam Ödenen Vergi

1.888,00

 

(Yukarıdaki örnekte mükellefin Hasılat Esaslı Vergilendirme yöntemini seçmemesi halinde ödenecek toplam vergi tutarı 1.650,00-TL olarak hesaplanmıştı.)

Örnekten de anlaşılacağı üzere Hasılat Esaslı Vergilendirme yöntemini seçen mükellefin bazı durumlarda toplamda daha fazla vergi ödediği görülecektir.

  1. SONUÇ

Sonuç olarak bu öngörülen düzenleme mevcut sistemden yani klasik vergi indirimi uygulamamızdan bir farklılık arz etmektedir. Yukarıda avantajları ve dezavantajları ile birlikte değerlendirildiğinde mükellefler seçimlik haklarını kullanacak ve toplam vergi miktarları eski ve yeni sisteme göre kıyas yapılarak seçilebilecektir. Bu daha çok küçük işletmeler için büyük bir kolaylık sağlayabilecektir. Ayrıca mükellefler sahte fatura kullanma eğiliminde olmayacak ve söz konusu vergi suçunun işlenmesi oranları düşebilecektir. Böylelikle denetimlerde ortaya çıkan sorunlar azalmış olabilecektir. Ama bazı işletmeler; “Bu kolaylığa rağmen yüklendiğim KDV daha yüksek  ya da toplam ödeyeceğim vergi daha yüksek … ” diyebilir. Dolayısıyla bu durumda işletme bu sistemi tercih etmek yerine normal beyannameli sistemi (indirim mekanizmasını) tercih etmek isteyebilir. Burada mükelleflerin her biri kendi değerlendirmelerini kendisi yapacak, hangi sistem kendisi açısından daha kolay, daha uygulanabilir ise o olacaktır. En önemli bir diğer husus ise; Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından her meslek grubu, sektörü ve alt sektörler için ayrıntılı çalışmalar yapmalı ve o çalışmalara göre, işin doğası gereği mükelleflerin daha az vergi ödeyeceği bir oran belirlenmelidir. Böylelikle mükellefler tarafından kolay, sade uygulanabilir ve daha az vergi ödeneceği tespiti yapılması halinde Hasılat Esaslı Vergileme usulünü rahatlıkla seçebileceklerdir.

[1] https://www.pwc.com.tr/tr/hizmetlerimiz/vergi/dolayli-vergi/bultenler/kdv-otv-bultenleri/2019/sehirici-otobus-tasimaciliginda-hasilat-esasli-vergileme.html

Hazırlayan: Hüseyin BİLGİN (Vergi Müfettişi)

NOT: Bu makalede yer alan görüşler yazarların kişisel görüşleri olup Hazine Ve Maliye Bakanlığı’nın resmi görüşleri değildir.

UYARI: Yayınlanan köşe yazısı veya haberin tüm hakları yazara ve www.verginame.com sitesine aittir.  ” www.verginame.com ” internet sitesi kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here