Siyasi Partilerin Gelir Kaynakları Vergilendiriliyor mu?

     Bilindiği üzere 5 yılda bir gerçekleştirilen yerel seçimler, 31 Mart 2019 tarihinde yurt genelinde tamamlanacaktır. İl ve ilçe belediye başkanlarının yanı sıra muhtarlar ve belediye meclis üyeleri de belli olmuş olacaktır. Yerel seçimlere toplamda 13 parti katılacak olup tarih yaklaşmasıyla birlikte tüm siyasi parti adayların rekabetleri de artmaktadır. Demokrasimizin vazgeçilmez unsuru olan siyasi partiler yaptıkları seçim kampanyaları boyunca birçok giderlere ve harcamalara katlandıkları kaçınılmazdır. Kullanılacak binaların kira giderlerinden tutun da bu binalara ait elektrik, su, doğal gaz gibi harcamalar, araç-gereç alım ve kiralama giderleri, bayrak ve flama giderleri, reklam giderleri, personel giderleri gibi birden fazla kaleme seçim çalışmalarının yürütülmesi için maddi kaynak akıtılmaktadır. Yapılan bu harcamaların finansmanı için bir takım gelirler elde edilmesi gerekecektir. Peki, Siyasi Partiler Kanununa göre siyasi partilerin ticari faaliyette bulunması, kredi veya borç alması yasak olması hasebiyle gelirleri nerden elde edecektir öncelikle bunu açıklayalım.

Siyasi Partilerin Gelirleri

Siyasi Partiler Kanununa göre, öncelikle siyasi partilerin gelirleri amaçlarına aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Buna göre siyasi partiler;

  1. Parti üyelerinden alınacak giriş aidatı ile üyelik aidatı,
  2. Partili milletvekillerinden alınacak milletvekilliği aidatı,
  3. Milletvekili, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclis üyeliği aday adaylarından alınacak  özel aidat, (Bu aidatlar siyasi partilerin yetkili merkez karar organlarınca tespit ve tahsil olunur.)
  4. Parti bayrağı, flaması, rozeti ve benzeri rumuzların satışından sağlanacak gelirler,
  5. Parti yayınlarının satış bedelleri,
  6. Üye kimlik kartlarının ve parti defter, makbuz ve kâğıtlarının sağlanması karşılığında alınacak paralar,
  7. Partice tertiplenen balo, eğlence ve konser faaliyetlerinden sağlanacak gelirler (Sosyal faaliyet gelirleri),
  8. Parti mal varlığından elde edilecek gelirler (Gayrimenkul kiraları, tahvil, hisse senedi ve faiz gelirleri gibi),
  9. Bağışlar,
  10. Devletçe yapılan yardımlar

olmak üzere gelir elde edebilir.

          Gelirlerin Sağlanmasında Usul Nasıl Olmalıdır? 

          Bir siyasi partinin bütün gelirleri, o siyasi partinin tüzelkişiliği adına elde edilir. Siyasi partilerin genel merkezlerinin ve teşkilat kademelerinin gelirleri, parti merkez karar ve yönetim kurulunca bastırılan makbuzlar karşılığında alınır. Bağış veya bağışların bağışta bulunana veya yetkili temsilcisine veya vekiline ait olduğunun partice verilen makbuzda açıkça belirtilmesi gerekir. Böyle bir belgeye dayanılmaksızın siyasi partilerce bağış kabul edilemez. Siyasi partilerin adına açılmış banka hesaplarına yapılan bağışlar için ayrıca gelir makbuzu düzenlenmez.         

          Kimler Bağışta Bulunabilir?

          Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, işçi ve işveren sendikaları ile bunların üst kuruluşları, dernekler, vakıflar ve kooperatifler, özel kanunlarında yer alan hükümlere uymak koşuluyla siyasi partilere maddi yardım ve bağışta bulunabilirler.

          Ayrıca gerçek ve tüzel kişilerin her birinin bir siyasi partiye aynı yıl içerisinde kanunla belirlenen tutardan fazla olmamak üzere ayni veya nakdi bağışta bulunabilir. Bu tutar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranına göre arttırılır.

          Kimler Bağışta Bulunamaz? 

          Genel ve özel bütçeli dairelerle mahalli idareler ve muhtarlıklar, kamu iktisadi teşebbüsleri, özel kanunla veya özel kanunla verilen yetkiye dayanılarak kurulmuş bankalar ve diğer kuruluşlar, kamu iktisadi teşebbüsü sayılmamakla beraber ödenmiş sermayesinin bir kısmı Devlete veya bu fıkrada adı geçen kurum, idare, teşebbüs, banka veya kuruluşlara ait müesseseler, siyasi partilere hiçbir suretle taşınır veya taşınmaz mal veya nakit veya haklar bağışlayamaz ve bu gibi mal veya hakların kullanılmasını bedelsiz olarak bırakamazlar; bağlı oldukları kanun hükümleri dışında siyasi partilere ayni hakların devrine dair tasarruflarda bulunamazlar. Ayrıca siyasi partiler, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden herhangi bir suretle ayni veya nakdi yardım ve bağış alamazlar.

          Burada dikkat edilmesi gereken husus derneklerin siyasi partilere bağış yapıp yapamayacağı konusudur. Dernekler Kanununun 21. Maddesine göre dernekler yurt dışından nakdi ve ayni yardım alabileceklerdir. Bu husus göz önüne alındığında, yurt dışından destek alan dernekler, bu desteği dolaylıda olsa siyasi partilere aktarmalarına bir engel bulunmamaktadır. Ancak siyasi partiler yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden herhangi bir suretle ayni veya nakdi yardım ve bağış alamayacakları için derneklerin yurt dışından aldıkları bağış ve yardımları dolaylı olarak siyasi partilere aktarılmasının önüne geçilmek amacıyla Anayasa Mahkemesi 2004/107 esas ve 2007/44 sayılı kararı ile derneklerin siyasi partilere bağış yapması yasaklanmıştır. 

          Gelir Ve Kurumlar Vergisi Açısından Vergilendirme Durumu 

          Siyasi Partiler Kanununa göre, siyasi partilerin ticari faaliyette bulunması, kredi veya borç alması yasak olduğundan Gelir Vergisi Kanunun 2. maddesinde bulunan Ticari, Zirai ve Mesleki kazanç elde edilmesi mümkün değildir. Zaten siyasi partiler gerçek kişi olamayacağı için Gelir Vergisi mükellefi de olamazlar.

          Siyasi Partiler Kanunun 121. Maddesine göre; Türk Medeni Kanunu ile Dernekler Kanununun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partiler hakkında da uygulanacaktır. Yani siyasi partiler vergi kanunları karşısında dernek olarak kabul edilmiş olup dernekler açısından vergi kanunlarında geçerli olan hangi hükümler varsa aynı şekilde siyasi parti tüzel kişiliğine de uygulanabilecektir. 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 1. maddesinde dernekler kurumlar vergisi mükellefi olarak sayılmadığından siyasi partilerde Kurumlar Vergisi mükellefi olamaz. Zaten siyasi partilerin ticaret yapma yasağı da bu durumu desteklemektedir. 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğine göre; “dernek veya vakıflar (tüzel kişiliği itibarıyla) kurumlar vergisinin konusu dışında olup bunlara ait iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmaktadır.” şeklindedir. Buna göre siyasi partiler de her ne kadar ticaret yapma yasağı olsa da bu yasağı göz ardı ederek iktisadi işletme açması halinde Kurumlar Vergisi mükellefi olacaktır. Örneğin Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nün verdiği bir özelgeye göre siyasi partilere ait lokal işletmelerinin iktisadi işletme sayılıp sayılmayacağı hakkındaki görüşü özetle: “ Siyasi partilerin kurumlar vergisi uygulaması bakımından dernek statüsünde olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla siyasi partiler tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar vergisi mükellefi olmadığı, ancak bunlara ait veya bağlı lokal işletmesi veya benzeri iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi mükellefi olacağı tabiidir.” şeklindedir.           

          Her ne kadar siyasi partiler kanununda partilerin ticari faaliyette bulunması yasaklanmış olsa da ticari nitelikte olmayan ve siyasi partilerin faaliyetlerini yürütebilmesi ve amaçlarının gerçekleştirilmesine yönelik olan gelir kaynaklarından yukarıda bahsetmiştim. Bu gelirler parti mal varlığından elde edilen gelirler hariç olmak üzere, diğer bentlerde yazılı kaynaklardan elde edilen gelirlerden hiçbir surette vergi, resim ve harç alınmaz. Parti mal varlığından kasıt; gayrimenkul kiralamaları veya tahvil, hisse senedi ve faiz gelirleri kastedilmektedir.

          Siyasi partiler ülke çapında il, ilçe ve belde şeklinde örgütlenmeye giderek seçimlerde başarı kazanmayı amaçlamaktadır. Partiler, amaçları içinde olmak şartıyla taşınmaz mal sahibi olabileceği gibi taşınmaza kiralama yoluyla da sahip olabilirler. Ancak unutulmamalıdır ki, siyasi partiler ikametleri ile amaç ve faaliyetleri için gerekli olanlardan başka taşınmaz mal edinemezler. Örneğin, kira geliri elde etmek amacıyla gayrimenkul satın alınamaz. Ancak parti il yönetim kuruluna amaçları doğrultusunda hareket edilmesi için gayrimenkul tahsis edilebilecektir.

          Siyasi partilere ait gayrimenkullerin kiralamaları söz konusu olduğunda elde edecekleri gelirlerin nasıl vergilendirilmesi gerektiği vergi kanunları açısından tam netlik bulunmamaktadır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94. maddesine göre siyasi partiler (dernekler); kamu idare ve müesseselerine, iktisadî kamu müesseselerine, sair kurumlara, ticaret şirketlerine, iş ortaklıklarına, derneklere, vakıflara, dernek ve vakıfların iktisadî işletmelerine, kooperatiflere, yatırım fonu yönetenlere, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbaplarına, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilere gayrimenkullerini kiralamaları halinde kiracı olan bu kişi ve kuruluşlar yaptıkları kira ödemelerinin brüt tutarı üzerinden %20 oranında vergi kesintisi yapmak zorundadırlar. Kurumlar Vergisi Kanunun Geçici 2. Maddesine göre, elde edilen bu gelirler dolayısıyla iktisadi işletme oluşmuş sayılmayacaktır. Bu açıklamalar çerçevesinde dernek (siyasi parti) veya vakıflara ait olup 94. madde kapsamında sayılan kişi veya kurumlarca (üçüncü kişilere) kiralanan gayrimenkullerden (işyeri, büro veya konut) tevkifat yoluyla gerekli vergi kesintileri yapılacağından bu faaliyet ticari organizasyon niteliği kapsamı dışında değerlendirilecek olup bu anlamda yıllık kurumlar vergisi beyanı verilmesine gerek kalmayacaktır.

          Ancak, dernek (siyasi parti) veya vakıflara ait olup basit usul ticari kazanç sahiplerine ve Gelir Vergisi Kanununun 94/1. fıkrasında sayılanlara ticari, zırai veya mesleki faaliyetleri ile ilgili olmadan veya bu maddede sayılmayanlara mesken olarak kiraya verilmesi halinde gelir vergisi tevkifatı yapılmayacağından sözü edilen kiralama işlemi 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen Geçici 2/1-a bendi kapsamı dışında değerlendirileceğinden kurumlar vergisi beyannamesi verilmesi gerekecektir.

          Bu durumu desteklemek amacıyla siyasi partilere ait gayrimenkullerin kiralama işlemlerinin iktisadi işletme oluşturup oluşturmadığına bakılması gerekecektir. 1 seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğe göre; iktisadi işletmenin belirlenmesinde Kanunun 2. maddesinin beşinci fıkrasında belirlenen koşullar dikkate alınacak olup işletmelerin belirgin özellikleri bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesidir. Siyasi partilere ait gayrimenkullerin kiralama işlemi de iktisadi işletme olarak kabul edilir.

         Ayrıca iktisadî kamu kuruluşlarının kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerini etkilemeyecektir.  Mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesi de bunların iktisadî niteliğini değiştirmeyecektir.        

Örneğin: (A) siyasi partisi, 01.01.2018 takvim yılında (hesap dönemi) 10 adet konutu Gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerine ve 10 adet büro işyerini ise kurumlar vergisi mükelleflerine kiralamıştır. Buna göre sözü edilen kiralama işlemleri ile ilgili olarak siyasi partilerin elde ettiği kira gelirleri için kurumlar vergisi beyannamesi vermesi gerekir mi?

10 Adet Konut ve 10 Adet büro iş yeri, Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesine sayılan kişi veya kurumlarca (üçüncü kişilere) kiralanması ve bunların nakden veya hesaben yaptıkları sırada % 20 oranında tevkifat yapmaya tutulmaları nedeni ile stopaj gelir vergisi nihai vergi olacaktır. Sözü edilen derneğin elde ettiği kira gelirleri için mükellefiyet tesis ettirerek kurumlar vergisi beyannamesi vermelerine gerek bulunmamaktadır.

Örneğin: (A) siyasi partisi, 01.01.2018 takvim yılında (hesap dönemi) 10 adet konutu ticari, zırai veya mesleki faaliyetleri ile ilgili olmadan veya tevkifat yapmaya mecbur olmayanlara mesken olarak ve 10 adet büro işyerini ise basit usulde gelir vergisi mükelleflerine kiralamıştır. Buna göre sözü edilen kiralama işlemleri ile ilgili olarak siyasi partilerin elde ettiği kira gelirleri için kurumlar vergisi beyannamesi vermesi gerekir mi?

Söz konusu gayrimenkullerin (işyeri, büro ve mesken), basit usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefine veya mesken amaçlı kiralayan gerçek kişilere kiralanması halinde gelir vergisi kesintisi yapılmayacağı açıktır.

Siyasi parti tarafından elde edilen kira gelirleri kesinti suretiyle vergilendirilmiş kazanç ve iratlardan olmadığından faaliyet iktisadi işletme kapsamında değerlendirilerek kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.         

          Katma Değer Vergisi Açısından Vergilendirme Durumu

            3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun 1. maddesinde verginin konusunu teşkil eden işlemler sayılmıştır. Bunları 3 ayrı grup halinde değerlendirebiliriz. Bunlardan ilki; ticari, sınai, zirai ve serbest meslek faaliyetleri çerçevesinde devamlı olarak gerçekleştirmiş oldukları teslim ve hizmetlerden KDV alınmaktadır. Ancak Siyasi Partiler Kanununda belirtilen ticaret yasağı nedeniyle siyasi partilerin böyle bir faaliyeti olamayacağından KDV mükellefi olmaları da söz konusu değildir.

         İkincisi; mükellef olup olmadığına bakılmaksızın yapılan her türlü mal ve hizmet ithalatı verginin konusunu teşkil etmektedir. Buna göre siyasi partiler yurt dışından mal ithal ettiğinde gümrük beyannamesinde KDV ve ÖTV’yi beyan edip ödeyeceklerdir. Hizmet ithal etmeleri halinde ise sorumlu sıfatı ile KDV uygulama genel tebliğinde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilmelidir.

           Üçüncüsü ise; mükellef olup olmadığına bakılmaksızın KDV kanunun 1/3-f maddesine göre Gelir Vergisi Kanununun 70. maddesinde belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi işlemlerinin verginin konusuna girdiği hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 17. maddesinin 4 numaralı fıkrasının (d) bendinde, iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemlerinin katma değer vergisinden istisna olduğu hüküm altına alınmıştır. Diğer taraftan iktisadi işletmeye dahil olmamakla birlikte kiraya verilen gayrimenkul kendi başına bir iktisadi işletme niteliğine haiz olması durumunda bu kiralama işlemi katma değer vergisine tabi olacaktır. Bunun yanında, iktisadi işletmelere dahil olan gayrimenkullerin işlemleri katma değer vergisine tabi bulunmaktadır.

        Bunun yanında 1. maddenin 3. fıkrasında yer verilen bir takım teslim ve hizmetlerinde siyasi partiler tarafından gerçekleştirilmesi mümkün görünmektedir. Örneğin siyasi partinin sahip olduğu taşıtı kiralaması bu kapsamda KDV’ ye tabi olacak ve eğer kiralayan KDV mükellefi ise siyasi parti adına KDV tevkifatı yapacaktır.

        Bir de konunun siyasi partiler tarafından ödenen KDV boyutu söz konusudur. Siyasi partiler almış oldukları mal ve hizmetler dolayısıyla KDV ödemekte ve KDV mükellefiyetlerinin bulunmaması dolayısıyla da ödedikleri bu KDV’yi indirim konusu yapamamaktadırlar.

        Katma Değer Vergisi Kanunun 17/2-b maddesine göre siyasi partilere bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifaları KDV’den istisnadır. Örneğin; (A) siyasi partinin genel merkez inşaatı için Mutlu A.Ş. tarafından bedelsiz iki bin adet tuğla teslim etmesi halinde Mutlu A.Ş. tarafından malların tesliminde KDV hesaplanmayacaktır. Ayrıca tuğlaları temin ederken yüklendiği KDV’yi de indirim konusu yapamayacaktır. İndirim konusu yapamadığı KDV’yi ise KDV Kanununun 58. Maddesine göre gider veya maliyet olarak gösterebilecektir.

Siyasi Partilerin Tevkifat Yükümlülüğü  

          193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94. Maddesine göre siyasi partiler tarafından; Kamu idare ve müesseselerine, iktisadî kamu müesseselerine, sair kurumlara, ticaret şirketlerine, iş ortaklıklarına, derneklere, vakıflara, dernek ve vakıfların iktisadî işletmelerine, kooperatiflere, yatırım fonu yönetenlere, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbaplarına, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilere; mal ve hakların kiralaması yapılması halinde kiracı olan bu kişi ve kuruluşlar yaptıkları kira ödemelerinin brüt tutarı üzerinden %20 oranında vergi kesintisi yapmak zorundadırlar.

          Ayrıca siyasi partilerde görev alan, çalışan hizmet erbaplarına ödenen ücretler ile 61. maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç) 103 ve 104. maddelere göre belirlenen oranlarda gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.

            Aynı Kanunun 96. Maddesine göre de, vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmi üçüncü  günü akşamına kadar, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar. (115 Seri No.lu Vuk Sirkülerine göre; 1 Nisan 2019 tarihinden sonra tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmi altısına kadar beyan ve ödemelidir.)

          Öte yandan, VUK’ un 8. maddesinde vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olarak tanımlanmış, aynı kanunun 11. maddesinde ise yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanların verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevlerin yerine getirilmesinden sorumlu oldukları belirtilmiştir.

        Buna göre vergi uygulamaları bakımından dernek olarak kabul edilen Siyasi Partiler, her ne kadar vergi mükellefi olmasalar da özellikle seçim dönemlerinde serbest meslek erbabı reklamcılara yapılan ödemeler, mitinglerde kullanılan kiralık araçlar için yapılan ödemeler, çalışmalarda görevlendirilen personele yapılan ücret ödemeleri vs. gibi GVK’nın 94. Maddesi kapsamına giren ödemelerini nakden veya hesaben yaptıkları sırada söz konusu ödemeler üzerinden vergi sorumlusu olarak gelir vergisi tevkifatı yapmalı, tevkif edilen bu vergiyi ise bağlı bulundukları vergi dairesine muhtasar beyanname ile beyan etmelidirler.

          Siyasi Partilerde Vergisel Sorumluluk

          213 sayılı Vergi Usul Kanunun 8. Maddesine göre mükellef; vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişidir. Vergi sorumlusu ise; verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir. Ayrıca aynı kanunun 10. Maddesine göre tüzel kişilerin vergisel ödevlerini kanuni temsilcileri yerine getirecektir. Kanuni temsilciler bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanunî ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacaktır.

            Tüm bu yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türk Vergi Kanunları açısından siyasi partilerin dernek olarak kabul edildiği, yalnızca genel merkezin tüzel kişiliğe haiz olduğu, teşkilatların kendi başına birer tüzel kişiliklerinin bulunmadığı, ayrıca tüzel kişiliği hem özel hem de kamu hukuku karşısında temsil yetkisinin genel başkana ait olduğu sonucuna varılmıştır.

Örneğin; B Partisi Tekirdağ İl Başkanlığının borcunu ödemediğinden hareketle dava açılacaksa doğrudan genel merkez aleyhine yani B Partisi adına açılmalı ve takibe girişilmelidir.

          Sonuç

Yerel seçimlerde siyasi partiler, özelikle büyükşehir veya orta büyüklükteki belediyelerde seçimi kazanmak adına birçok masraf yapmaktadır. Bu masrafları karşılamak adına siyasi partilerin gelir elde etmesi en doğal ihtiyaçtır. Her ne kadar Siyasi Partiler Kanunu ile siyasi partilerin ticari faaliyette bulunması yasaklanmış olsa da siyasi partiler birçok yerden gelirin konusuna giren gelirleri elde edecek ve elde ettiği bu gelirleri beyan etmekle mükellef olacaklardır. Bu vergi ödevi parti tüzel kişiliğini temsilen genel merkezde olup yerine getirilmemesinden doğan sorumluluk ise parti genel başkanına ait olacaktır. Özetleyecek olursak; siyasi partilerin hangi gelirleri elde edeceği, hangilerini edemeyeceği ve elde edecekleri gelirlerin hangi sınırlarda olacağı ve bu gelirlerin hangileri vergilendirilip vergilendirilmeyeceği hususları kanunlarla çerçeve halinde sınırları çizilmiştir. Yani siyasi partilerin elde ettikleri tüm gelirler üzerinden vergi alınmaz şeklinde bir yanılgıya düşmemek gerekir. Kanunların çizdiği çerçevede siyasi partilerde vergilerini beyan edip ödemekle mükelleftirler.

Hazırlayan: Hüseyin BİLGİN (Vergi Müfettişi)

Kaynakça:

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği

Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi 2015/Temmuz Sayı:139 “Siyasi Partilerin Vergilendirilmesi”

https://www.bilgilidenetim.com/dernek-ve-vakiflara-ait-tasinmazlarin-kiraya-verilmesinden-dogan-kazanclarin-vergilendirilmesi.html

02/09/1997 tarih ve B.07.0.GEL.0.51/5107-22/37144 sayılı özelge

http://www.neksymm.com/cumhurbaskani-adaylarina-ve-siyasi-partilere-yapilacak-bagislar_i305/

http://hukukguncesi.blogspot.com/2013/12/siyasi-partilerin-finansman.html    

NOT: Bu makalede yer alan görüşler yazarların kişisel görüşleri olup Hazine Ve Maliye Bakanlığı’nın resmi görüşleri değildir.
UYARI: Yayınlanan köşe yazısı veya haberin tüm hakları yazara ve www.verginame.com sitesine aittir.  ” www.verginame.com ” internet sitesi kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here