TÜREV ÜRÜNLERİN KURUMLAR VERGİSİ VE KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN VERGİLENDİRİLMESİ İŞLEMLERİ

I- GİRİŞ

İkinci Dünya savaşından sonra oluşturulan ve sabit kur sistemine dayanan Bretton Woods Para Sistemi, 1973 yılında ABD’nin dolar karşılığı altın alımını durdurması ve diğer para birimlerinin dolar karşılığında serbest dalgalanmaya bırakılması ile sona ermiştir. Bunun ardından özellikle uluslararası işlemlerde etkisini gösteren kur, faiz oranı ve fiyat riskleri ortaya çıkmaya başlamış ve bu risklerden korunmak için yeni enstrümanlar geliştirilmiştir. Türev ürünler olarak isimlendirilen bu araçlar, zamanla sadece riskten korunma amaçlı değil, aynı zamanda yatırım amaçlı olarakta kullanılmaya başlanmıştır. Arbitraj ve spekülatif amaçlı kullanımı, bu araçların işlem hacimlerinin daha da artmasına neden olmuştur.[1]

Türev araçlar olarak da adlandırılan; Forward, Futures, Swap ve Opsiyon işlemleri vadeli işlemlerdir. Vadeli işlemlerin özelliği, ileri bir tarihte teslimatı yapılmak üzere herhangi bir emtianın veya finansal göstergenin bugünden alım satım işlemine konu yapılmasıdır. Spot işlemlerden farkı yükümlülüklerin ileri bir tarihte gerçekleştirilmesidir. Makalemizde yukarıda belirttiğimiz türev araçların açıklamalarını gerçekleştirdikten sonra vergisel boyutlarını inceleyeceğiz.

TÜREV ARAÇ NEDİR, KURUMLAR VERGİSİ 5 SERİ NOLU TEBLİĞDE YER ALAN TÜREV ARAÇLAR NELERDİR?

Türev Araçlar: Değeri başka bir finansal varlığın veya malın değerine doğrudan bağlı olan finansal araçlar türev araç olarak adlandırılmaktadır. Türev araçlar, dayanak varlığın sahipliğinin el değiştirmesine gerek olmaksızın bu varlıkla ilgili hak ve yükümlülüklerin ticaretine imkan sağlar.

Dayanak varlık ise: Sözleşmede alma veya satma hak veya yükümlülüğe konu olan ekonomik veya finansal gösterge, sermaye piyasası aracı, mal, kıymetli maden veya dövizi ifade eder. Bu tür enstrümanlar, döviz, faiz, altın gibi her türlü ürün üzerine yazılabilir.

Temel türev ürünleri ekteki üç ana grupta toplayabiliriz:[2]

  • Vadeli işlemler (Forward-İleri ve Futures-Vadeli İşlemler)
  • Opsiyonlar
  • Swap-takas kontratları (Para ve Faiz)

5 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde[3],Forward İşlemleri, Opsiyon Sözleşmeleri , Swap İşlemleri, Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası İşlemleri ile Aracı Kuruluş Varantları türev ürünler olarak değerlendirilip vergilenmesine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

A- FORWARD İŞLEMLERİ

Forward anlaşmaları, belirli bir dayanak varlığı, önceden belirlenmiş bir fiyat ve vadede alma ya da satma yükümlülüğü veren anlaşmalardır.

” Vade geldiğinde taraflardan alıcı olan taraf (uzun pozisyon sahibi) kontratta belirtilen fiyattan, dayanak varlığı almak zorundadır. Aynı şekilde, anlaşmayı satan taraf (kısa pozisyon sahibi), vade sonunda dayanak varlığı anlaşmada önceden belirlenmiş bir fiyat üzerinden alıcıya satmak zorundadır.

Forward anlaşmaları taraflara yükümlülük getirmekte ve bu yükümlülüklerden kaçınma hiç bir şartta mümkün olmamaktadır.”[4]

Vade sonunda oluşan fiyat, forward sözleşmede belirtilen fiyattan yüksek olursa sözleşme sahibi kar etmektedir. Vade sonundaki fiyatın sözleşmede belirtilen fiyattan daha düşük olması durumunda, sözleşmede belirtilen fiyat yüksek kalacağından, sözleşme sahibi zarar edecektir.[5] Forward işleminin tarafları olarak arbitraj yapanlar, tacirler, spekülatörler ve riskten korunmak isteyenler gösterilebilir.

Tezgahüstü piyasalarda işlem gören forward kontratlarının aracısız yapılabilmesi mümkün olmakla birlikte, uygulamada bu işlemler birbiriyle bağlantı halindeki büyük bankalar ve özel döviz brokerları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.[6]

Forward işlemi esas itibarıyla, bir “taahhüt” niteliğinde olduğundan ve gelirin elde edilmesi sözleşmenin sonuçlandırılması ile gerçekleştiğinden, vadeye kadar dönem içinde yapılan değerlemelerin (reeskont işlemlerinin) kurum kazancı ile ilişkilendirilmemesi gerekmektedir. Forward işlemlerinden doğan kurum kazancına dahil edilecek kâr veya zararın dönem içinde yapılan değerlemelerin kurum kazancı ile ilişkilendirilmeksizin vade sonunda tespit edilmesi gerekmektedir.

B- SWAP İŞLEMLERİ 

Swap kelime anlamı olarak değiş tokuş demektir. Esas olarak swap, yabancı para baskısını ve kur riskini kontrol altına almak ve borçlanma maliyetini minimize etmek için kullanılmaktadır. Temel olarak para(döviz) ve faiz swapları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

B-1) Para Swapı

Para swapı işlemi, tarafların önceden anlaştıkları oran ve koşullarda belirli miktardaki para birimlerini değiştirmek suretiyle gerçekleştirdikleri bir işlemdir.

Para swapı işleminde elde etme, sözleşmenin vadesinde gerçekleştiğinden, vadeye kadar dönem içinde yapılan değerlemelerin (reeskont işlemlerinin) kurum kazancı ile ilişkilendirilmemesi ve kurum kazancına dahil edilecek kâr veya zararın vade sonunda tespit edilmesi gerekmektedir.

       B-2) Faiz Swapı

Faiz swapı, gösterge bir anapara üzerinden farklı faiz oranı esaslarına göre hesaplanacak faizlerin iki taraf arasında anlaşılan vadelerde değişimini öngören bir sözleşme çeşidi olup, aynı para biriminden olan borçların sadece faiz ödemelerinin yapısı değişmekte, anapara tutarı değişimi gerçekleşmemektedir.

Faiz swapını, para swapından ayıran en önemli farklılık, bir faiz swapında anaparanın ne başlangıçta ne de vade sonunda değiştirilmesidir. Yani, swap işlemlerinin tarafları, kredileri temin ettikleri piyasalara karşı borçlandıkları anaparaları değil, ödemeyi taahhüt ettikleri faizleri değişim konusu yapmaktadırlar. Başka bir ifadeyle, taraflar kredi temin ettikleri piyasalara karşı, birbirleri yerine faiz ödemektedirler. Buna bağlı olarak, risk miktarı sadece faiz ödemelerine bağlıdır. Bu nedenle faiz swapı para swapına göre uluslararası piyasalarda daha çok kabul görmektedir.[7]

Faiz swapı işleminde elde etme, sözleşmede yer alan faiz oranları dikkate alınarak hesaplanan faiz değişimlerinin yapıldığı dönemler itibarıyla gerçekleştiğinden, bu dönemlerin sonuna kadar ilgili dönem içinde yapılan değerlemelerin (reeskont işlemlerinin) kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim veya ilave kalem olarak düzeltilmesi gerekecektir. Dolayısıyla, faiz swapı sözleşmesine istinaden sözleşmenin taraflarınca ödenen veya tahsil edilen faizler, sözleşmenin vadesi beklenmeksizin faiz tahakkukunun yapıldığı dönemler itibarıyla taraflarca kurum kazançlarının tespitinde gelir veya gider olarak dikkate alınacaktır.

Faiz swapında faiz değişimlerinin çakışması durumunda, söz konusu faiz değişim tarihlerinde elde edilen faiz geliri ile ödenen faiz giderlerinin karşılaştırılması sonucunda oluşacak net kâr veya zararın bu tarihler itibarıyla kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekecektir.

C- OPSİYON SÖZLEŞMELERİ

Opsiyon sözleşmeleri, belirli bir miktardaki varlığı (fiziksel emtia veya finansal varlık) belirli bir fiyattan gelecekte belirli bir tarihte satın alma veya satma hakkı sağlayan sözleşmelerdir.

Forward ve Futures işlemlerinde vade tarihi geldiğinde yatırımcı, sözleşmelerin gereğini, kendisi için zarar yaratsa bile gerçekleştirmek durumundadır. Oysaki Opsiyon sözleşmeleri ise Forward ve Futures ürünlerinden farklı olarak bu tür bir yükümlülük yaratmayan türev araçtır. Opsiyon sözleşmelerini alan yatırımcılar, vade sonunda işlem yapmama yani cayma hakkına sahiptirler.[8]

Cayma hakkını kullanan tarafın zararı ise opsiyon primi kadar olacaktır. Opsiyon Primi de 5 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğ’ inde; satın alma veya satma hakkını alan tarafın bu hakkı satan tarafa yaptığı ödeme şeklinde tanımlanmıştır.

Tezgah üstü piyasalarda gerçekleştirilen opsiyon sözleşmelerinden doğan işlemlerde elde etme, opsiyon sözleşmesinde belirtilen hakkın kullanılması ile birlikte gerçekleştiğinden opsiyonun kullanıldığı tarihe kadar olan dönem içinde yapılan değerlemelerin (reeskont işlemlerinin) kurum kazancı ile ilişkilendirilmemesi gerekmektedir.

Opsiyon sözleşmesinin teslimat olmaksızın nakdi uzlaşma ile sonlandırılması durumunda, nakdi uzlaşma sonucunda elde edilen kâr veya zararın kurum kazancına dahil edilmesi gerekecektir.

D- VADELİ İŞLEM VE OPSİYON BORSASI İŞLEMLERİ

Vadeli işlem sözleşmesi (futures), ileri bir tarihte, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni veya dövizi alma veya satma yükümlülüğü getiren sözleşmedir. Vadeli işlem sözleşmesinde alım satıma konu mal veya finansal aracın niteliği, miktarı, süresi ve teslim yeri standart olarak tanımlanmıştır. Köken olarak vadeli işlem sözleşmeleri, mal fiyatlarında meydana gelen dalgalanmalara karşı üreticileri ve tacirleri korumak amacıyla geliştirilmiş bir türev üründür[9].

Vergi Usul Kanununun 289 uncu maddesinde[10], “Bu bölümde yazılı olmayan veyahut yazılı olup da kendi ölçüleriyle değerlenmesine imkan bulunmayan iktisadi kıymetlerden bina ve arazi vergi değerleriyle, diğerleri, varsa borsa rayici, yoksa mukayyet değerleri, o da yoksa emsal bedeliyle değerlenir.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre; Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsasında gerçekleştirilen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Vergi Usul Kanununun 289 uncu maddesi uyarınca borsa rayici ile değerlenerek, dönem sonunda oluşan getirisi de kurum kazancına dahil edilecektir.

E-ARACI KURULUŞ VARANTI

Aracı kuruluş varantı, elinde bulunduran kişiye, dayanak varlığı ya da göstergeyi önceden belirlenen bir fiyattan belirli bir tarihte veya belirli bir tarihe kadar alma veya satma hakkı veren ve bu hakkın kaydi teslimat ya da nakit uzlaşı ile kullanıldığı, aracı kuruluşlarca ihraç edilen menkul kıymet niteliğindeki bir sermaye piyasası aracıdır.

Aracı kuruluş varantları opsiyon sözleşmelerine gösterdiği benzerlik nedeniyle opsiyon sözleşmelerinin menkul kıymetleştirilmiş bir çeşidi olarak kabul edilmektedir.

Bu kapsamda, aracı kuruluş varantlarından elde edilen gelirin kurum kazancına dahil edilmesi gerekmektedir. 

II-TÜREV ARAÇLARIN KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ

Vergi mevzuatımızda türev finansal araçlardan elde edilen gelirlerin vergilendirilmesi, 5281 Sayılı Kanun sonrasında[11], Gelir Vergisi Kanununun değer artış kazançlarının düzenlendiği mükerrer 80 inci maddesinde[12] ve Kanuna eklenen Geçici 67’nci maddede[13] hüküm altına alınmıştır.

Tam Mükellef Kurumlar Açısından;

KVK’ nın 6. Maddesine[14] göre Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanır.

Safî kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır. Ziraî faaliyetle uğraşan kurumların bu faaliyetinden doğan kazançlarının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun 59′ uncu maddesinin son fıkra hükmü de dikkate alınır denilmiştir.

Madde lafzından türevsel araçlardan elde edilen gelirlerin tam mükellef kurum bünyesinde ticari kazanç sayılacağı ve kurum kazancına dahil edilerek vergilendirileceği anlaşılmaktadır.

Dar Mükellef Kurumlar Açısından;

KVK’nın 3. maddesine göre dar mükellefiyet; Kanun’un 1. maddesinde sayılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayanların sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilecektir denilmiştir. Maddenin devamında dar mükellefiyette kurum kazancının nelerden oluştuğuna değinilmiştir.

Mezkur kanuna göre türev ürünler menkul sermaye iradı olarak değerlendirildiğinden KVK’nın 3/3-d maddesine göre Türkiye’de elde edilen menkul sermaye iratları dar mükellefiyette kurum kazancı olarak nitelendirilecektir.

Diğer taraftan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 22/1’inci maddesine göre, dar mükellef kurumların işyeri veya daimi temsilcisi aracılığıyla elde ettiği kazançların tespitinde aksi belirtilmedikçe tam mükellef kurumlar için geçerli olan hükümler uygulanacaktır.

Kısacası, Türkiye’de bir iş yeri veya daimi temsilcisi bulunmayan kurumlar açısından vergilendirme işleminin ise (Ticari ve Zirai kazançlar dışında kalanlar) Gelir Vergisi Kanunda bulunan hükümlere göre vergilendirilecektir.

O halde dar mükellefiyette, türev ürünlerin vergilendirilmesi işlemlerinin 282 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliğ’ inde[15] yer alan bilgilere göre aşağıdaki şekilde yapılması gerekmektedir.

– FORWARD SÖZLEŞMELERİ

Daha önce Forward sözleşmelerinin bir “taahhüt” niteliğinde olduğundan ve gelirin elde edilmesi sözleşmenin sonuçlandırılması ile gerçekleştiğinden, vadeye kadar dönem içinde yapılan değerlemelerin (reeskont işlemlerinin) kurum kazancı ile ilişkilendirilmemesi gerektiğini ve Forward işlemlerinden doğan kurum kazancına dahil edilecek kâr veya zararın dönem içinde yapılan değerlemelerin kurum kazancı ile ilişkilendirilmeksizin vade sonunda tespit edilmesi gerektiğinden bahsetmiştik. Buna göre sözleşme sonunda oluşacak piyasa değeri ile sözleşme başındaki işlem değeri arasındaki olumlu farkın bankalar veya aracı kuruluşlar tarafından %10 oranında kesintiye tabi tutulacaktır.

5 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde Türkiye’de bir işyeri ve daimi temsilcisi olmayan dar mükellef kurumlar tarafından forward işlemlerinden elde edilen kazancın Ticari kazanç niteliğinde olduğu ve KVK 30′ a göre kesintiye tabi tutulmayacağı açıklanmıştır.

– SWAP SÖZLEŞMELERİ 

– Para Swapı İşlemleri

Tarafların önceden anlaştıkları oran ve koşullarda belirli miktardaki para birimlerini değiştirmek suretiyle gerçekleştirdikleri para swapı işleminde, farklı para birimlerinin karşılıklı olarak değiştirilmesi sonucunda ortaya çıkan gelir tevkifat matrahını oluşturacaktır ve bu kazanç %10 oranında kesintiye tabi tutulacaktır.

Buna göre tevkifat matrahı, ilk değişim tarihindeki kura göre hesaplanan değer ile sözleşmede vadedeki değişim için belirlenen kura göre oluşan değer arasındaki farka eşit olacaktır.

– Faiz Swapı İşlemleri

Faiz swapı işlemlerinde, faiz ödemelerinin değişimi nedeniyle ödeme dönemleri itibarıyla hesaplanan net kazanç tutarları tevkifat matrahını oluşturacaktır.

Bu çerçevede, faiz ödemelerinin bir takvim yılı içerisinde karşılıklı olarak aynı tarihlerde gerçekleşmesi (çakışma) durumunda her bir ödeme tarihi itibarıyla hesaplanan net kazanç tutarı %10 oranında tevkifata tabi tutulacaktır

Ödeme tarihlerinin bir kısmının çakışması durumunda ise, bir takvim yılı aşılmamak suretiyle ödemelerin çakıştığı tarihler itibarıyla, müşteri tarafından ödenen faiz tutarları ile müşteriye o tarihe kadar yapılan faiz ödemelerinin tamamı karşılaştırılmak suretiyle net kazanç tutarı tespit edilecektir.

Ödeme dönemleri itibarıyla ortaya çıkan zararların ise, takvim yılı aşılmamak kaydıyla, izleyen dönemlerde aynı tür işlemlerden doğan gelirlerden mahsubu mümkündür. Takvim yılı sonuna kadar mahsup edilemeyen zararlar ise ihtiyari beyanname yoluyla mahsup edilebilecektir.

– OPSİYON SÖZLEŞMELERİ

Belirli bir miktardaki varlığı (fiziksel emtia veya finansal varlık) belirli bir fiyattan gelecekte belirli bir tarihte satın alma veya satma hakkı sağlayan opsiyon sözleşmelerinde, satın alma veya satma hakkının kullanılması suretiyle gelir elde edilmesi halinde tevkifat matrahı, sözleşmeye baz alınan kıymetin piyasa fiyatına göre oluşan değeri ile işlem fiyatına göre oluşan değeri arasındaki farktan, ödenen opsiyon priminin düşülmesi suretiyle hesaplanacaktır. Elde edilen kazanç üzerinden %10 oranında tevkifat yapılacaktır.

Opsiyon Primi, prim ödemesinin yapıldığı tarihte geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek suretiyle hesaplanacaktır.

– VADELİ İŞLEM VE OPSİYON BORSASI İŞLEMLERİ

Gelir Vergisi Kanununun geçici 67′ nci maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında, banka ve aracı kurumların menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçlarından elde edilen gelirler üzerinden yapmakla yükümlü oldukları tevkifat, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2′ nci maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki mükellefler ile münhasıran menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı getirileri ile değer artışı kazançları elde etmek ve bunlara bağlı hakları kullanmak amacıyla faaliyette bulunan mükelleflerden 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa[16] göre kurulan yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler için 1/10/2010 tarihinden itibaren % 0 oranında uygulanacaktır.

Diğer taraftan, 27/9/2010 tarihli ve 2010/926 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 193 sayılı Kanunun geçici 67′ nci maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkralarında yer alan oran; tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar tarafından hisse senetlerine ve hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere, hisse senetlerine (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) ilişkin olarak elde edilen kazançlar için % 0 olarak belirlenmiştir.

Buna göre, geçici 67′ nci maddenin (14) numaralı fıkrası hükmü gereği Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında yapılan işlemlerden elde edilen kazançlar için, anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında belirtilen tevkifat oranının sıfır olarak uygulanmasına, 31/12/2008 tarihi itibarıyla son verilmiş olmasına rağmen, anılan borsalarda hisse senetlerine (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) ve hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden elde edilen kazançlar için 2009/14580 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereği 1/1/2009’dan itibaren, 2010/926 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereği ise 1/10/2010 tarihinden itibaren % 0 oranında tevkifat uygulanmasına devam edilmektedir.

Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsalarında 1/10/2010 tarihinden itibaren gerçekleştirilen ve hisse senetlerine veya hisse senedi endekslerine dayalı olanlar dışında kalan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden elde edilen kazançlara uygulanacak tevkifat oranı ise % 10 olup, Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki mükellefler ile münhasıran menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı getirileri ile değer artışı kazançları elde etmek ve bunlara bağlı hakları kullanmak amacıyla faaliyette bulunan mükelleflerden Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler tarafından elde edilen söz konusu kazançlar üzerinden ise % 0 oranında tevkifat yapılacaktır.

Türkiye’de kurulu vadeli işlem ve opsiyon borsaları ile bu borsalar dışında 1/10/2010 tarihinden itibaren hisse senetlerine ve hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılanlar dışında kalan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden elde edilecek gelirlerin geçici 67′ nci madde uygulaması karşısındaki durumu tablo halinde gösterilmiştir.

Yatırımcı Tipi Piyasa Türü
  Vadeli İşlem

Ve Opsiyon Borsası

Tezgâh Üstü Piyasa

(borsa dışında gerçekleşen işlemlerdir.)

Tam Mükellef Gerçek Kişi % 10 tevkifat % 10 tevkifat
Tam Mükellef Sermaye Şirketi

(Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi fonlar dahil)

% 0 tevkifat Tevkifata tabi değil
Diğer Tam Mükellef Kurum % 10 tevkifat Tevkifata tabi değil
Dar Mükellef Gerçek Kişi % 10 tevkifat % 10 tevkifat
Dar Mükellef Sermaye Şirketi ile münhasıran menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı getirileri ile değer artışı kazançları elde etmek ve bunlara bağlı hakları kullanmak amacıyla faaliyette bulunan mükelleflerden 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenen dar mükellefler

(işyeri/daimi temsilcisi olmayan ve banka ve benzeri finans kurumu da olmayan)

% 0 tevkifat % 0 tevkifat
Dar Mükellef Sermaye Şirketi ve münhasıran menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı getirileri ile değer artışı kazançları elde etmek ve bunlara bağlı hakları kullanmak amacıyla faaliyette bulunan mükelleflerden 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler dışında kalan dar mükellefler

(işyeri/daimi temsilcisi olmayan ve banka ve benzeri finans kurumu da olmayan)

% 10 tevkifat % 10 tevkifat
Türkiye’de İşyeri veya Daimi Temsilcisi Olan Dar Mükellef Kurumlar % 0 tevkifat Tevkifata tabi değil
Dar Mükellef Kurum (banka ve benzeri finans kurumu olanlar) % 0 tevkifat Tevkifata tabi değil

 

– ARACI KURULUŞ VARANTI

İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisse senetlerine ve hisse senedi endekslerine dayalı olarak ihraç edilen aracı kuruluş varantlarından elde edilen gelirler, hisse senetlerine ilişkin olarak elde edilen kazançlar kapsamına alınmış olup, 1/10/2010 tarihi itibarıyla tam ve dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar tarafından İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören bu kapsamdaki aracı kuruluş varantlarından elde edilen gelirler üzerinden % 0 oranında tevkifat yapılmaktadır.

Diğer taraftan, bu kapsamda olmayan aracı kuruluş varantlarının gelirleri geçici 67′ nci maddeye göre genel hükümler çerçevesinde tevkifata tabi tutulacaktır.

III-TÜREV ARAÇLARIN KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’ nun 17. maddesinin Diğer İstisnalar başlığı altındaki  g bendince[17] ;” Külçe altın ve külçe gümüş teslimleri ile kıymetli taşların ( elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci) 6/12/2012 tarihli ve 6362 Sayılı Sermaye Piyasaları Kanununa göre Türkiye’de kurulu borsalarda işlem görmek üzere ithali, borsaya teslimi ve borsa üyeleri arasında el değiştirmesi, döviz, para, damga pulu, değerli kağıtlar, hisse senedi, tahvil, varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikaları, Türkiye’ de kurulu borsalarda işlem gören sermaya piyasası araçları ile metal, plastik, lastik, kauçuk, kağıt, cam, hurda ve atıkların teslimi,” Katma Değer Vergisinden istisna edilmiştir.

Bu çerçevede, döviz, kıymetli madenler, hisse senedi, tahvil, sermaye piyasası araçları vs. gibi finansal değerler üzerinden yapılan türev piyasası sözleşmelerinin teslimi katma değer vergisinden istisnadır.

IV-SONUÇ 

Sabit kur sitemine dayanan Bretton Woods sisteminin çöküşü,  petrol krizlerinin patlak vermesi ve spot piyasaların yetersizliği üzerine ekonomik tarafların karşılaşabilecekleri riskleri aralarında paylaşılması adına, finansal alanda yeni girişimlerde bulunmaya itmiştir ve bunun sonucunda türev araçlar geliştirilmiştir.

Ulusal ekonomi sınırlarının kaldırılmaya başlanılması süreciyle hızlanan ve önem kazanan finans piyasası olgusu içerisinde yer alan türev araçlara, finansal alanda kaynakların etkin dağılımını sağlamaktan gelişmiş ülke ekonomilerine entegre olmaya kadar önemli işlevler yüklenilmiştir.

Atfedilen önemle beraber finansal araçların derinliğinin artması üzerine vergi mevzuatı açısından da düzenlemelerde bulunulması kaçınılmaz olmuştur. 5281 Sayılı Kanunla “diğer finansal araçlar” olarak tanımlanan türev ürünlerin tevkifat yöntemiyle vergilendirilmesi esas alınmış olup, 19.01.2012 tarihinde Resmi Gazete’ de yayımlanan 5 Seri Nolu Kurumlar Vergisi  Genel Tebliği ile türev ürünlerden elde edilen gelirlerin vergilendirilmesine ilişkin 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi  Genel Tebliği’ nde ki değişimi ve aynı tarihte yayımlanan 282 Seri Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile de Geçici 67. madde de anılan türev ürünlerin vergilendirilmesine ilişkin açıklamalar yapılmıştır.

KAYNAKÇA:

[1] TANRIÖVEN, Cihan ve diğerleri; “FİNANSAL TEKNİKLER VE TÜREV ARAÇLAR”, Gazi Kitabevi, ANKARA, 2008, s.191

[2] SALTOĞLU, Burak; “TÜREV ARAÇLAR, PİYASALAR VE RİSK YÖNETİMİ” , Lisanslama Sınavları Çalışma Kitapları, 2014, s.22

[3] 19.01.2012 tarih ve 28178 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[4] SALTOĞLU, Burak; “TÜREV ARAÇLAR, PİYASALAR VE RİSK YÖNETİMİ” , Lisanslama Sınavları Çalışma Kitapları, 2014, s.33

[5] TUNALI, Esma; “VADELİ İŞLEMLER PİYASALARI VE TÜRKİYE VADELİ İŞLEM VE OPSİYON BORSASI VOB İLE LONDRA FİNANSAL FUTURES VE OPSİYON BORSASI LIFFE’NİN KARŞILAŞTIRILMASI”, T.C. TRAKYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İŞLETME ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ, EDİRNE 2009

[6] NURCAN, Belma; “TÜREV PİYASASI İŞLEMLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ VE ÖRNEK ÜLKE UYGULAMALARI” Uzmanlık Yeterlilik Tezi, TCMB, Ankara, Eylül 2005

[7] Mehmet Fatih GÜR, “Türev Ürünler ve Türev Ürünlerde Kurum Kazancı” Yaklaşım Dergisi, Nisan 2012, Sayı:232

[8]  SALTOĞLU, Burak; “TÜREV ARAÇLAR, PİYASALAR VE RİSK YÖNETİMİ” , Lisanslama Sınavları Çalışma Kitapları, 2014, s.75

[9]  A. Bora ELÇİN, ” Türev Finansal Araçlar ve Vergilendirilmesi”

[10] 213 sayılı Vergi usul Kanunu 10.01.1961 tarihinde ve 10703 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

[11]  Sayılı Kanun, 31.12.2004 Tarih ve 25687 (3.Mükerrer) Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[12] 5281 Sayılı Kanunun 27 nci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesinin 1 numaralı fıkrasında 01.01.2006 tarihinden itibaren yürürlükte olmak üzere değişiklik yapılmıştır.

[13] 6655 Sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununa eklenen Geçici 67’nci maddenin yürürlük dönemi 01.01.2006-31.12.2015 tarihleri arasıdır.

[14] 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu 21.06.2006 tarih ve 26205 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[15] 282 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği, 19.01.2012 tarih ve 28178 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanmıştır.

[16] 2499 Sayılı Kanun, 28.07.1981 tarih ve 17416 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[17] 5228 Sayılı Kanun, 31.07.2004 tarih ve 25539 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanmıştır.

  • 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu
  • 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu
  • 6655 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
  • 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
  • 5 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği
  • Bora ELÇİN, ” Türev Finansal Araçlar ve Vergilendirilmesi”, Erişim: 2016, http://www.meritymm.com/wp-content/uploads/2013/05/turevvergilendirme.pdf
  • Mehmet Fatih GÜR, “Türev Ürünler ve Türev Ürünlerde Kurum Kazancı” Yaklaşım Dergisi, Nisan 2012, Sayı:232
  • NURCAN, Belma; “TÜREV PİYASASI İŞLEMLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ VE ÖRNEK ÜLKE UYGULAMALARI” Uzmanlık Yeterlilik Tezi, TCMB, Ankara, Eylül 2005
  • SALTOĞLU, Burak; “TÜREV ARAÇLAR, PİYASALAR VE RİSK YÖNETİMİ” , Lisanslama Sınavları Çalışma Kitapları, 2014, Erişim: 01.12.2015, http://spl.com.tr/Upload/files/1011.pdf
  • TANRIÖVEN C., YALÇINER K., BAL H., AKSOY, E., KURT E.; “FİNANSAL TEKNİKLER VE TÜREV ARAÇLAR”, Gazi Kitabevi, ANKARA, 2008
  • TUNALI, Esma; “VADELİ İŞLEMLER PİYASALARI VE TÜRKİYE VADELİ İŞLEM VE OPSİYON BORSASI VOB İLE LONDRA FİNANSAL FUTURES VE OPSİYON BORSASI LIFFE’NİN KARŞILAŞTIRILMASI”, T.C. TRAKYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İŞLETME ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ, EDİRNE 2009
  • Hazırlayan: Oğuz Can TURAN (Vergi Müfettişi)
    NOT: Bu makalede yer alan görüşler yazarların kişisel görüşleri olup Hazine Ve Maliye Bakanlığı’nın resmi görüşleri değildir.
    UYARI: Yayınlanan köşe yazısı veya haberin tüm hakları yazara ve www.verginame.com sitesine aittir.  ” www.verginame.com ” internet sitesi kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here